Home » Archive for category "TARİHTE KADIN"

Archive for the ‘TARİHTE KADIN’ Category:


formats

HAREM VE CARİYELER

Bir İngiliz gözü ile XVII.yüzyılda Osmanlı Haremi.

 
 Share on Facebook Share on Twitter Share on Reddit Share on LinkedIn
No Comments  comments 
formats

BEGÜM İSEN HATUN VE KADINSI ONUR MÜCADELESİ

  Orta Asya bozkırlarında, “baskın basanındır” gerçekliğinin yaşandığı yıllarda, hayatta kalabilmek için bozkır kadar sert insanlar vardı. Cengiz Han’ın Moğollarının fırtınası estikten sonraki yıllarda, selin çekilip geriye sert kayaların kalması gibi bir takım Moğol devletleri ortaya çıkmıştı. Bunlardan birisi de Çağatay Hanlığı idi. Cengiz’in oğlu Çağatay’ın kurduğu bu devlet yine ikinci bir Cengiz Han sayılabilecek

(More)…

 
 Share on Facebook Share on Twitter Share on Reddit Share on LinkedIn
No Comments  comments 
formats

KLEOPATRA’NIN SEVGİLİSİNE VERDİĞİ DERS

Şüphe, tam Türkçesiyle kuşku.  Günümüzde, modern insanın amentüsünün birinci maddesi olan bu davranış biçimi yani kuşku, hayatımızı tümüyle sarmalamış durumdadır. Hayatımızın yüzde doksan dokuzu kuşkulardan oluşur. Zira modernizm, maddeci bir gözlükle varoluşu izlediğinden, hayatı dışa dönük bir boyutta algılar. Başka gerçeklik kabul etmez. Dışa dönük bu anlayışın ana ögesi ise maddedir yani nesne.  Bu nedenle

(More)…

 
 Share on Facebook Share on Twitter Share on Reddit Share on LinkedIn
No Comments  comments 
formats

TARİHİN EN TAKDİR EDİLESİ KADINLARI

     16.yüzyılın büyük krallarından birisi de İspanya kralı V.Carlos’tur. Kral Carlos, dedesi İmparator Maximillan’dan kalan bağlarla Kutsal Roma-Cermen İmparatoru ünvanını alarak Avrupa’yı tahtının etrafında birleştirmek için harekete geçer. Hareket sahalarından birisi  belki de en önemlisi olan İtalya’da kentler ve kaleler ardı ardına kendisine boyun eğerken, bir kale teslim olmakta inat eder. V.Carlos buna çok öfkelenerek

(More)…

 
 Share on Facebook Share on Twitter Share on Reddit Share on LinkedIn
No Comments  comments 
formats

YENİÇERİ AĞASI ERKEĞE ÇİÇEK YOLLAR MI?

Tarih boyunca her kültür kendine ait bir zihinsel dünya kurmuştur. Bu zihinsel dünya, o topluma ait insanların olayları ve nesneleri anlamasına ve kavramasına yaramıştır. Tıpkı günlük iletişimi sağlayan dilin her topluma has özelliği gibi toplumsal anlayış dili de kendine özgüdür ve tercüme edilmeye ihtiyaç duyar. Eğer farklı kültür anlayışları başka kültürdeki insanlara iyi bir kültür

(More)…

 
 Share on Facebook Share on Twitter Share on Reddit Share on LinkedIn
No Comments  comments 
© Soylu Teknoloji
credit