Ortaçağ tarihi ile ilgili bir konuda metafizik yanılsamalar düşmeden bilimsel ve gerçekçi çözümleme yapan ilk sosyal bilimci kuşkusuz İbni Haldun’dur. Bu niteliği ile O, yalnızca kendi dönemi içersisinde değil, günümüzde de ileri ve bilimsel olma niteliğini ısrarla korumaktadır. Bu doğrultuda, yazımızda inceleyeceğimiz kent olgusunu, İbni Haldun’un teorisi çerçevesinde çözümlemeye çalışacağız. Bu noktada, Ortaçağ’ın sosyal gelişimi ile ilgili temel bir sorun olan, Ortaçağda batıda, feodaliteden ticari-sanayi bir yapılanmaya sıçrama yaratan kentler, doğuda neden aynı işlevi yerine getirememişlerdir? Sorusu çıkmaktadır karşımıza.
Archive for the ‘KÜLTÜRÜN TARİHİ’ Category:
PİRUS ZAFERİ
Filistin diyarının kavurucu ikliminde, Zeytindağı’na çıkarak kendisini dinleyenlere “Yarının kaygısı yarının olsun. Her güne kendi derdi yeter.” diye seslenen ve evvelce marangoz olan ama daha sonra Tanrı tarafından elçilikle görevlendirilen Hz. İsa’nın doğumuna 280 yıl vardı. Akdeniz denilen güneşin daima parıldadığı bu medeniyet beşiği sulara Avrupa’nın çizmesi şeklinde uzanan ve sonraları İtalya diye bilinecek bu ülkenin kentlerinin en kalabalığı ve en iyi örgütlenmişi olan Roma, bu çizme biçimindeki ülkeyi ele geçirmeye azmetmişti. Roma’nın özgür
KERVÂN
Kervân. Bildiğimiz bir kelime. Farsça Kârbân sözcüğünden bozulmuş. Kervân denilince insanın gözünde neredeyse aynı manzara canlanır. Uçsuz bucaksız bir kum denizi, hurma ağaçları şeklinde tek tük yeşillikler ve ahenkli adımları ile boynu kavisli sıra sıra develer. Artık bizler için tarihte kalmış bir ekonomik araçtır kervanlar. Eski zamanların doğu ikliminde en uzak köşelere kadar giden gelen
(More)…
KLEOPATRA’NIN SEVGİLİSİNE VERDİĞİ DERS
Şüphe, tam Türkçesiyle kuşku. Günümüzde, modern insanın amentüsünün birinci maddesi olan bu davranış biçimi yani kuşku, hayatımızı tümüyle sarmalamış durumdadır. Hayatımızın yüzde doksan dokuzu kuşkulardan oluşur. Zira modernizm, maddeci bir gözlükle varoluşu izlediğinden, hayatı dışa dönük bir boyutta algılar. Başka gerçeklik kabul etmez. Dışa dönük bu anlayışın ana ögesi ise maddedir yani nesne. Bu nedenle
(More)…
PADİŞAHIN DAMADI OLMAK HER ZAMAN ŞANS GETİRMEZ
Tarihimizde isminin önünde “Damat” nitelemesi ile pek çok devlet adamı görürüz. Buradan anlarız ki bu damat nitelemesi normalden başka bir damatlıktır. Nedir? Hanedanın damadı olmaktır tabii ki. Bu damatlık, insana herhangi bir kadının eşi olmaktan çok daha fazla şey kazandırır. Düzeni bir düşünelim. Ülkeyi bir hanedan yönetir. Sadece yönetmez, ülke hanedanın malıdır. Hanedanın lideri
(More)…







